25 Aralık 2013 Çarşamba

Tanrıyı Sınamak - James Faulconer


Akinolu Thomas, Tanrı'nın varlığına dair beş kanıt öne sürmüştü. Canterbury'li Anselm ise bir tane... Bu kanıtların akla yatkın olmadığına dair genel bir kanı mevcut, şöyle ki; insanlar bu önermelerin sonucunu kabul etmeksizin, sebeplerini kabul edebilirler.

Ama bu düşünürlerin gerçekte ne dediklerine bakarak; ikisinin de rasyonel olarak inkar edilemeyecek bir kanıt sunma çabasında olmadıklarını söyleyebiliriz. Thomas Tanrı'dan bahsetmenin beş yolunu açıklayacağını söyler. Anselm, sözde kantını bir duanın parçası olarak öne sürerken, bizi bu kanıtın beklediğimiz türden bir kanıt olmadığı konusunda şüpheye sürükler. Böylelikle; Tanrı'nın varlığına dair altı tane olası kanıt bekliyorken, elimizde hiçbir kanıt bulunmaz. 
Ancak Augustinus ve Marion gibi filozofların da belirttiği gibi, Tanrı ispatlanacak yahut çürütülecek bir düşünce ürünü değil, daha ziyade tapınılacak, yüceltilecek ve sevilecek bir kişidir. Buber ve Levinas'ın dilinde ifade etmek gerekirse; Tanrı "O" değil, "Sen"dir. Sevdiğimiz birisidir.

Sevilen her şeyde geçerli olduğu üzere, Tanrı'dan (şu anda yaptığım gibi) üçüncü şahıs olarak bahsederken, ona karşı kendimi, onu seven birisi olarak konumlandırmıyorum. Janice'den bahsederken "evli olduğum kadın", "1,60 boyunda", "sarışın" diye bahsedebilirim. Ama kendimi ondan ayrıştırdığımda, artık onun sevgilisi değil, sadece bir gözlemci konumunda olurum.

Bu konumdayken söylediklerim doğru olabilir olsa da, bu benim onunla ilişkimi zedeler. Sevgili olduğumuz savı, benim aramıza koyduğum bu mesafeden zedelenir. Aynı şekilde, Tanrı'yı da üçüncü şahıs olarak konumlandırmakta diretmek, arzu ettiğim ve istediğim ilişkiyi zedeleyecek bir mesafe koymak demektir.

Tanrı, varlığının sınanmasını beklemez ve onu sevenler de onu sınamaz, sevmeye devam ederler. Ancak Tanrı yine de onu sınamamızı istiyor! Malaki 3:10'da ondalık vergisinden bahsederken "Beni bununla sınayın" diyor. "Göreceksiniz ki, göklerin kapaklarını size açacağım, üzerinize dolup taşan bereket yağdıracağım."

Ve Hz. Davut da Tanrı'ya kendisini sınaması için dua ediyor: "Dene beni, ya Rab, sına; Duygularımı, düşüncelerimi yokla" (Mez. 26-2). Bu sevgi ilişkisinde her iki taraf da sınanmaya yöneliyor; ancak bu mantıklı değil.

Tanrı'nın kanıtları, sevgi hayatıyla birlikte gelir. Onu ve sözlerini sınar, Tanrı'yı severek yaşamak bir lütuf mu, bakarım. Onu, sunduğu hayatı, Ruh tarafından bahşettiği hayatı yaşayarak sınarım. "Tanrı'nın sana çokça bahşettiklerini inkar etmemeni öğütlüyorum kardeşim. ... ve onlar insanoğlunun üzerindeki Tanrı Ruhu'nun tezahürü olarak, faydalanmanız için bahşedilmiştir" (Moroni 10:8).

Tanrı'nın kanıtı benim ve uzak ya da yakın sevdiklerimin hayatına bahşettiği bu ruhsal kazanımda bulunur.

Aynı hayat, beni de acaba Tanrı'yı gerçekten seviyor muyum yoksa sadece severmiş gibi mi yapıyorum diye sınar. Benim hayatım sevgi ve lütuf yolu mu yoksa beni azat edecek olan sevgiden kısıtlayan, Tanrı'ya atfedilmiş bir kendini kandırmaca mı?

Asıl soru ise Tanrı'nın mı bana, yoksa benim mi Tanrı'ya kendimizi yeterince kanıtlayabildiği...

Çeviren: Hkan Yasav / Alfa Çeviri Ekibi
Çevirilen Deneme: http://www.patheos.com//Mormon/Proving-God-James-Faulconer-09-26-2013.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder